Bazen öyle anlar vardır ki bir şeyleri değiştirmek istersin ancak seni tutan bağlayan birçok şey vardır ve bir türlü o adımı atamazsın. İşte bu tip duygularla dolu zihinler yeni düşüncelerle yeni bir başlangıca cesaret edemezler. 19 Ekim’de her şeyden önce kendimizi bu tip duygulardan arındıracağımız olaylar başlayabilir yada kendimiz bu tip bir başlangıcı ateşleyebiliriz.

Uzun zamandır birikip sıkışan ve artık taşma noktasına gelmiş duygularımızın yıkıcı olarak dışarıya çıkabileceği bugün ve ertesinde denge arayışlarımız o kadar gündeme gelecek ki akıl ile duyguların arasında sıkışıp kalmış olmanın karışıklığını her zerrimizle yaşayabiliriz.

Karmaşık duygular akıl ve mantığı gölgelerken, tecrübelerimizin getirdiği olgunluk çıkış noktası bulmamıza yararken aynı zamanda bu dönemde deneyimli ve tecrübeli kişilerden alacağımız fikir ve öneriler de çok işe yarayabilir. Ben biliyorum ukalalığı içinde kimseyi dinlemeden yapacağımız tüm fevri davranışlar deneyim olarak bize göründüğünden daha fazla zarar verebilir. Neyi ne kadar hesap edersek edelim evdeki hesap çarşıya uymayacak !

Tüm bunlar değişim peşinde koşan ruhları beslerken onları yeniye kolaylıkla ulaştırabilir. Tabi ki işin kolayına kaçmadan yapılması gereken neyse yapmak, sorumluluklarımızı bilerek üzerimize düşeni yaparak ilerlememiz gerekiyor. Kelimenin tam anlamıyla “hak etmek” gerekiyor. Basit olan, kısa yol değil yapılması gereken neyse o. Değişimin başlangıcı kolay olabilir ancak değişim bir süreçtir. Geceden sabaha olaylar sizi değişime iterken Ekim ayında ekeceğiniz ve ektiğinizin gereğini yapacağınız günler ve aylar olacak. Durmadan devem etmeniz gerekiyor.

Direnenler ise sabit kalmanın acısını daha da hissedecekler. Kararsız ve korkak olmanın, olayları kontrol ederek hala bir şekilde eski yol ve yöntemlerle ilerlemeye çalışmanın nafile gayretler olduğunu onlara da devam eden günler ve aylar gösterecek…

Hiç birşey eskisi gibi olmayacak. Neyin ne kadar radikal olacağı ne kadar derinden ve eskiden geldiği ile ilgili olacak. Yenilenmek için muhteşem günler var önümüzde ve olan olayların gerçekten iyi mi kötü mü olduğunu değerlendirmekte acele etmemeliyiz.
Gelişen durumlarda her zamankinden daha çabuk aksiyon almaya, her zamankinden daha çok kendi kaynaklarımıza yada kendimize güvenmeye, her zamankinden daha çok kendi yaratıclığımızı kullanmaya ihtiyacımız olabilir. Bu süreçte herkes kendisi için hangi konu(lar)da bağımlılık yaşıyorsa on(lar)dan kurtulacak şekilde çözümler üretmek durumunda kalacaktır.

 

Bozulan her bir denge yeni bir dengeye gebedir ! Eskiyen ve işe yaramayan , işlemeyen ne varsa hayatınızda bunun için tam bir yenilenme zamanı ! Boş durmayın !