Bir çok kişi sahip olduğu yeteneklerin ve yetilerin farkında olmadan yaşamına devam eder. Hatta bazen o kadar küçük şeyleri bahane ederek sorunların içinde boğulup kalır ki gerçekten çok olumsuz bir durumda kalınca bunu anlar. Yaşamın bu tip özel kırılım anlarından sonra bir içe dönüş ve arayış başlar. Etrafındaki olaylar ve kişiler ayna olarak bazı durumları gösterir ki bu tip zamanlar işte en çok farkındalığa ulaşılan anlardır. Farkında olmak ve farkına varmak için oldukça güzel bir hikaye var. Aşağıdaki hikaye size ne tür bir farkındalık sağlayacak ? Ben okuduğumda bana bahşedilen tüm yetiler için şükrettim. BUnları yeteneklerimle birlikte en üst düzeyde kullanmak için kendime söz verdim.

 

Adamın biri ilk defa gittiği küçük bir kasabada duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan cocuğa;
– Buranın yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler..

Çocuk arabanın penceresini açtıktan sonra;
– Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde..
Adam çocuğun yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.

– Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş çocuk. Kuş cıvıltıları oradan geliyor zaten.
– İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm?
-Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez diye atılmış çocuk… Üstelik manolyalar da katılıyor onlara…Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu da duyacaksınız..

Adam gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, teşekkür etmek için döndüğünde fark etmiş çocuğun kör olduğunu. Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış adamın kendisini fark ettiğini.
Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken;
– Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim, demiş. Görmeyi o kadar çok özledim ki! Sizinkiler sağlam, öyle değil mi?.

Adam çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına doğru yönelirken;
– Artık emin değilim demiş. Emin olduğum tek şey,benden iyi gördüğündür.

 

Evet, hikaye böyle bitiyor.

Siz emin misiniz neyi ne kadar gördüğünüzden, duyduğunuzdan, hissettiğinizden, tattığınızdan ?